Bu sayfada üyelere özel yazılar bulunuyor. üye girişi yaparak bu yazıları görüntüleyebilirsiniz.

Burayı tıklayarak üye girişi yapabilirsiniz.
Burayı tıklayarak üye olabilirsiniz.

 

 

 




0 Yorum - Yorum Yaz

 

 

 

Bana Edebiyatı  sevdiren, bu günlere gelmemde büyük katkıları olan 


                                          

Ortaokul Türkçe Öğretmenim    Feyza PAMİR    Hanımefendi...



 

Bana Edebiyatı  sevdiren, bu günlere gelmemde büyük katkıları olan 


                                          

 

Lise Edebiyat Öğretmenim Sedat SEVER Beyefendi... 

 

ve  emeği geçen diğer tüm öğretmenlerime sonsuz teşekkürler...




0 Yorum - Yorum Yaz

                               Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDünyamızı TanıyalımGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

DÜNYAMIZ İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

Güneşe ortalama uzaklığı:149,5 milyon km
Dünyamızın yörüngesinin genişliği:939,12 milyon km
Güneşin çevresinde ortalama dönüş hızı:29,78 km/s (=107219 km/h)
Güneşin çevresinde dönüş süresi:365 gün, 6 saat, 9 dakika, 9 saniye 45 salise
Ekvatorun yarıçapı:6378,164 km
Ekvatorun çevresi:40 075,2 km
Yüzey büyüklüğü (alanı):510.798.060 km²
Hacmi1083,31978 milyar km³
Ağırlığı5,977 x 1024 kg
Ekvatordaki çekim gücü9,78049 m/sn²
Kutuplardaki çekim gücü9,83221 m/sn²
Kendi ekseni etrafında dönüş süresi:23 saat, 56 dakika, 4 saniye 9 salise
Okyanusların yüzölçümü361.134.060 km²
Karaların yüzölçümü149.664.000 km²

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriKITALAR VE YÜZÖLÇÜMLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıKıtanın AdıYüzölçümü ( km² )
1Asya43.608.000
2Afrika30.335.000
3Kuzey Amerika25.349.000
4Güney Amerika17.611.000
5Antarktika13.340.000
6Avrupa10.498.000
7Okyanusya8.923.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriKITALARA GÖRE ÜLKE SAYISIGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

KıtaÜlke Sayısı
Afrika58
Amerika51
Asya48
Avrupa44
Okyanusya30
Antarktika0

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYADA  EN ÇOK KONUŞULAN DİLLERGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıDilKonuşan insan sayısı
1Çince ( Mandarince )1.243.000.000
2Hint Dilleri953.000.000
3İngilizce540.000.000
4İspanyolca352.000.000
5Rusça204.000.000
6Arapça202.000.000
7Bengalce187.000.000
8Portekizce175.000.000
9Malay - Endonezyaca145.000.000
10Japonca126.000.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYADAKİ BAŞLICA DİNLERGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıDinİnanan sayısıYayıldığı bölge
1Hristiyanlık1.928.000.000Avrupa, Amerika
2İslamiyet1.099.000.000Asya, Afrika
3Hinduizm780.500.000Hindistan
4Budizm323.900.000Japonya, Çin, Tayvan
5Yeni Dinler121.300.000Kuzey Amerika, Avrupa
6Soy ve Doğa Dinleri99.200.000Afrika, Asya, Okyanusya
7Taoizm31.000.000Çin
8Sihlik19.200.000Hindistan- Pencap
9Yahudilik14.100.000Ýsrail
10Şamanizm11.000.000Asya

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN YÜKSEK DAĞLARIGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıDağın adıÜlkeYükselti ( m)
1EverestNepal8.846
2K - 2 ( Godwin Austin )Pakistan8.610
3KantsinzungaNepal - Hindistan8.598
4LhotseÇin - Nepal8.516
5MakaluÇin - Nepal8.481
6DalugiriNepal8.167
7ManasluNepal8.156
8Cho OyuNepal8.153
9Nanga ParbatPakistan8.125
10Annapurna INepal8.091

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN YÜKSEK SIRADAĞLARIGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıSıradağın AdıÜlkeYükselti ( metre )
1HimalayaNepal - Çin8.846
2KarakurumPakistan8.610
3Kuen LunÇin7.723
4HindukuşAfganistan - Pakistan7.699
5PamirÇin - Rusya Federasyonu7.546
6Tian ShanÇin - Rusya Federasyonu7.439
7AndŞili -Peru6.960
8AlaskaABD6.194
9St.Elias RangeKanada6.048
10KlimanjaroTanzanya5.895

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN UZUN AKARSULARIGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıNehrin adıKıta; ülkeUzunluğu ( km )
1NilAfrika; Mısır6.671
2AmazonGüney Amerika; Brezilya6.516
3Gök ırmakAsya; Çin6.300
4Huang HoAsya; Çin5.464
5ParanaAsya4.700
6MekongAsya4.500
7AmurAsya4.416
8KongoAfrika4.374
9ObiAsya; Rusya Federasyonu4.345
10LenaAsya; Rusya Federasyonu4.314

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN BÜYÜK GÖLLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıGölün adıÜlkeYüzölçümüDerinliği ( m )
1HazarAzerbaycan, İran, Türkmenistan,Rusya371.000992
2SuperiorABD, Kanada82.414405
3ViktoryaTanzanya, Uganda, Kenya69.00081
4HuronABD, Kanada59.596208
5MichiganABD, Kanada58.016281

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN BÜYÜK ADALARIGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıAda adıÜlkeYerDerinliği ( m )
1GrönlandDanimarkaKuzey Atlantik2.176.000
2Yeni GinePapua Yeni Gine, EndonezyaGüney Pasifik771.000
3BorneoEndonezya, Malezya, BruneiGüneybatı Pasifik746.000
4MadagaskarMadagaskarHint Okyanusu587.000
5BaffinKanadaKuzey Atlantik507.451
6SumatraEndonezya, Malezya, BruneiGüneybatı Pasifik443.450
7Büyük BritanyaİngiltereAtlantik240.000
8HonþhuJaponyaBatı Pasifik227.414
9ViktoryaKanadaKuzey Kutup Denizi217.290
10EllesmereKanadaKuzey Kutup Denizi196.290

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN BÜYÜK ÇÖLLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÇölYer aldığı KıtaYüzölçümü ( km² )
1Büyük SahraAfrika9.065.000
2ArabistanAsya1.300.000
3GobiAsya1.040.000
4KalahariAfrika580.000
5Büyük KumAvustralya414.000
6ArizonaAmerika370.000
7TaklamakanAsya320.000
8KarakumAsya310.000
9NamibAfrika310.000
10TarrAsya260.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN BÜYÜK YÜZÖLÇÜMLÜ ÜLKELERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeYüzölçümü ( km² )
1Rusya Federasyonu17.075.000
2Kanada9.975.000
3Çin9.600.000
4ABD9.364.000
5Brezilya8.512.000
6Avustralya7.700.000
7Hindistan3.268.000
8Arjantin2.780.000
9Sudan2.506.000
10Cezayir2.380.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN KÜÇÜK YÜZÖLÇÜMLÜ ÜLKELERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeYüzölçümü ( km² )
1Vatikan0,4
2Monako2
3Nauru21
4Tuvalu24
5San Marino61
6Lihtenştayn160
7Saint Chiristoper261
8Maldivler300
9Grenada311
10Malta316

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN FAZLA NÜFUSLU ÜLKELERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeNüfus
1Çin1.243.000.000
2Hindistan953.000.000
3ABD265.800.000
4Endonezya200.600.000
5Brezilya164.400.000
6Rusya Federasyonu146.700.000
7Pakistan144.500.000
8Japonya125.400.000
9Bangladeş123.100.000
10Nijerya115.000.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN  AZ  NÜFUSLU ÜLKELERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeNüfus
1Vatikan1.000
2Tuvalu9.000
3Nauru11.000
4Palau16.500
5San marino25.000
6Lihtenştayn31.000
7Monako31.000
8St. Kitts Nevis41.000
9Andorra65.000
10İeysel Adaları74.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN FAZLA NÜFUSLU ŞEHİRLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıŞehirÜlkeNüfusu
1TokyoJaponya33.750.000
2Meksiko CityMeksika21.850.000
3New YorkABD21.750.000
4SeulGüney Kore21.700.000
5Sao PauloBrezilya20.200.000
6BombayHindistan18.800.000
7Yeni DelhiHindistan18.100.000
8Los AngelesABD17.450.000
9OsakaJaponya16.700.000
10CakartaEndonezya16.300.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN ZENGİN ÜLKELERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeKişi başına düşen milli gelir( Dolar )
1ABD33.000
2Lüksemburg32.700
3İsviçre26.400
4Singapur26.300
5Monako25.000
6Norveç24.700
7Belçika23.400
8Danimarka23.300
9Japonya23.100
10Leihchistan23.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN FAKİR ÜLKELERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeKişi başına düşen milli gelir( Dolar )
1Sierra Leone530
2Etiyopya560
3Somali600
4Ruanda600
5Komorlar700
6Kongo Demokratik Cum.( Zaire )710
7Madagaskar730
8Tanzanya730
9Mali740
10Yemen790

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN YÜKSEK ŞELALELERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıŞelalenin AdıÜlkeYükselti ( metre )
1Salto AngelVenezüella1.009
2TugelaGüney Afrika Cumhuriyeti948
3UtigarNorveç800
4MongefossenNorveç774
5MtaraziZimbabwe762
6YosemiteABD739
7MardalsfossenNorveç656
8ThssestrengNorveç646
9KukenaamVenezüella610
10SutherlandYeni Zelanda580

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN SICAK YERLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SÃıŞehirÜlkeSıcaklık Değeri ( °C )
1El AziziyeLibya58
2ArouaneMali54,4
3CloncurryAvustralya52,8
4Abadanİran52,7
5Wadi HalfaSudan52,6
6Fort FlattersCezayir51,3
7AsuanMısır51,2
8MusulIrak51,1
9CufraLibya50,8
10MutanPakistan50,5

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN SOĞUK YERLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıŞehirÜlkeSıcaklık Değeri ( °C )
1VostokRusya Federasyonu-89,2
2EismitteGrönland-64,8
3YakutskRusya Federasyonu-64,3
4FairbanksABD-54,4
5AklavikKanada-52,2
6Ulan BatorMoğolistan-44,4
7HarbinÇin-41,7
8KuusamoFinlandiya-40
9Haporndaİsveç-36,7
10KrakowPolonya-33,3

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN ÇOK  YAĞIŞ  ALAN YERLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıŞehirÜlkeYıllık Yağış Miktarı ( mm)
1ÇerapunçiHindistan12.000
2Kauai - HawaiABD11.455
3GreytownNikaragua6.590
4Ben Nevisİskoçya4.000
5Freetown3.480
6PontiakEndonezya3.205
7CayenneFransız Guyanası3.100
8LibrevilGana2.480
9RizeTürkiye2.400
10SingapurSingapur2.275

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN  AZ  YAĞIŞ ALAN YERLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıŞehirÜlkeYıllık Yağış Miktarı ( mm)
1AsuvanMısır2,5
2AtacamaŞili10
3SwakopmundNamibya20
4Eylat22
5SüveyşMısır25
6LimaPeru25
7AdenYemen45
8Nukus75
9CideSuudi Arabistan77
10RiyadSuudi Arabistan80

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYADAKİ PETROL REZERVLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkePetrol Rezervi( milyar ton )Üretim Miktarı (ton- 2000 yılı)
1Suudi Arabistan35,4412.000.000
2Irak13,6125.000.000
3Birleşik Arap Emirlikleri13111.000.000
4Kuveyt1399.000.000
5İran12,7175.000.000
6Venezüella8,6161.000.000
7Rusya Federasyonu8294.000.000
8Meksika6,1171.000.000
9ABD3,6358.000.000
10Çin3,3159.000.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYADA EN UZUN KARA SINIRINA SAHİP ÜLKELERGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeSınır Uzunluğu ( km )
1Çin22.143
2Rusya Federasyonu20.139
3Brezilya14.691
4Hindistan14.103
5ABD12.248

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYADA EN UZUN KIYI SINIRINA SAHİP ÜLKELERGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeKıyı Uzunluğu ( km )
1Kanada90.908
2Endonezya54.716
3Rusya Federasyonu37.653
4Avustralya36.735
5Filipinler36.289

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYADA EN ÇOK TURİST ALAN ÜLKELERGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıÜlkeGelen Turist Sayısı 2000 yılı
1Fransa75.596.000
2ABD50.945.000
3İspanya47.898.000
4İtalya41.180.000
5Çin27.000.000
6İngiltere25.209.000
7Rusya Federasyonu21.169.000
8Meksika20.641.000
9Kanada19.663.000
10Almanya18.893.000

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriDÜNYANIN EN YÜKSEK BİNALARIGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

SırasıBinaŞehirÜlkeYüksekliği( metre )
1Taipei 101TaipeiTayvan553
2Petrona TowersKuala LumpurMalezya452
3Sears TowerChicagoABD443
4Jin Mao BuildingİanghayÇin420
5Empire Stata BuildingNew YorkABD381
6Central PlazaHong KongÇin374

Gifler | Hareketli Resimler | Dünya GifleriGEZEGENLER VE ÖZELLİKLERİGifler | Hareketli Resimler | Dünya Gifleri

GezegenMerkürVenüsDünyaMarsJüpiterSatürnUranüsNeptünPlüton
Özellik
Güneşe uzaklık         ( milyon km )57,9107,5147227,97791432288445095966
Güneşe en yakın        ( milyon km)46107,5147206,77401343273544564425
Güneşe en uzak     (milyon km )70108,9152249,28151509300545377375
Güneş çevresinde dönüş hızı-km/s47,93529,824,113,19,66,85,44,7
Dünyaya en yakın       ( milyon km )8038,3-55,55881193259043044275
Dünyaya en uzak        ( milyon km )220260,9-4009671658316046897525
Güneş çevresinde dönüş süresi (yıl)0,24080,61521,00041,88091,86929,62886,04165,49251,86
Ekvatorunun Çapı ( km )487812.10412.7566.794142.796120.00052.40048.6003000
Alanı (dünyaya oranı )0,160,9810,291208418150,1
Hacmi ( dünyaya kıyasla )0,0550,83410,15134777163,455,50,02
Kütlesi  ( Dünyaya kıyasla )0,05530,81510,1074317,895,14514,5417,2040,002
Uyduları001216231531



0 Yorum - Yorum Yaz

Ülkemizi Tanıyalım

 

TÜRKİYE'NİN MATEMATİK KONUMU

 

Yönler

Uç Noktalar

Enlem ve boylam değerleri

Güney

Hatay ili Yayladağı ilçesi Beysun ( Topraktutan ) köyü

35° 51´

Kuzey

Sinop ilinde İnce burun

42° 06´

Batı

Gökçeada'da İnce burun

25° 40´

Doğu

Türkiye-İran- Azerbaycan sınırlarının kavşak noktası

44° 48´

TÜRKİYE'NİN KOMŞULARI

Komşu Ülke

Komşu Olduğu Yön

Sınır Uzunluğu ( km )

Bulgaristan

Kuzeybatı

269

Yunanistan

Batı - Kuzeybatı

203

Gürcistan

Kuzeydoğu

276

Ermenistan

Doğu

325

Azerbaycan

Doğu

18

İran

Doğu

529

Irak

Güneydoğu

378

Suriye

Güney

877

  TÜRKİYE'NİN ÖZELLİKLERİ

Yüzölçümü

769.604 km² ( Göller hariç )

Nüfusu ( 2012yılı )

 75 milyon 627 bin 384

Nüfus Yoğunluğu ( kişi / km² )

98

İl Sayısı

81

İlçe Sayısı

850

Bucak ve Köy Sayısı

37.366

Toplam Kara Sınırı Uzunluğu

2.875

Toplam Kıyı Uzunluğu;

8.333

Ege Denizi

2.805

Karadeniz

1.695

Akdeniz

1.577

Marmara Denizi

1.189

Adalar Kıyısı

1.067

Toplam karayolu uzunluğu

65.382 km

Otoyol uzunluğu

2.236 km

Toplam demiryolu uzunluğu

8.671km

Havaalanı sayısı

52

Okuma Yazma Bilmeyen;

7.589.657

Kadın

5.732.525

Erkek

1.857.132

Doğu - batı uzunluğu ( km )

1650

Kuzey - güney uzunluğu ( km )

650

En yüksek dağ ( m )

Büyük Ağrı

En uzun nehir ( km )

Kızılırmak

En büyük ova

Konya

En çok yağış alan il

Rize

En az yağış alan il

Iğdır

En geniş alanlı il

Konya

En küçük alanlı il

Yalova

En fazla nüfuslu il

İstanbul

En az nüfuslu il

Ardahan

En uzun kıyılara sahip il

Muğla

Nüfus yoğunluğu en fazla olan il

İstanbul

Nüfus yoğunluğu en az olan il

Tunceli

En yüksekte kurulan il

Erzurum

En alçakta kurulan il

Çanakkale

En çok ilçeye sahip il

Ýstanbul

En az ilçeye sahip il

Bayburt

  EN BÜYÜK DAĞLARIMIZ

Sırası

Dağ

Yükseltisi ( metre )

Yer Aldığı İl

1

Büyük Ağrı Dağı

5.137

Ağrı

2

Uludoruk Tepesi

4.135

Hakkâri

3

Cilo ( Buzul )Dağı

4.116

Hakkâri

4

Süphan

4.058

Bitlis

5

Kaçkar Tepesi

3.932

Rize

6

Küçük Ağrı Dağı

3.925

Ağrı

7

Erciyes Dağı

3.917

Kayseri

8

Mor Dağ

3.807

Hakkâri

9

Demirkazık Dağı

3.756

Adana

10

Verçenik Tepesi

3.711

Rize

EN UZUN AKARSULARIMIZ

Sırası

Akarsu

Uzunluğu ( km )

Ulaştığı Deniz

1

Kızılırmak

1.355

Karadeniz

2

Fırat

971

Basra Körfezi

3

Sakarya

824

Karadeniz

4

Büyük Menderes

584

Ege

5

Seyhan

560

Akdeniz

6

Aras

548

Hazar Denizi

7

Dicle

523

Basra Körfezi

8

Yeşilırmak

519

Karadeniz

9

Ceyhan

509

Akdeniz

10

Çoruh

442

Karadeniz

EN BÜYÜK GÖLLERİMİZ

Sırası

Göl

Yüzölçümü  ( km² )

Yer Aldığı İl

Denizden Yüksekliği (metre )

1

Van

3.713

Van - Bitlis

1.646

2

Tuz

1.500

Konya- Aksaray-Ankara

925

3

Beyşehir

656

Isparta- Konya

1.121

4

Eğirdir

468

Isparta

916

5

Akşehir

323

Afyonkarahisar-Konya

958

6

İznik

298

Bursa

85

7

Burdur

200

Burdur

854

8

Manyas ( Kuş )

166

Balýkesir

15

9

Acıgöl

153

Afyonkarahisar

836

10

Ulubat

134

Bursa

5

EN BÜYÜK ADALARIMIZ

Ada

Bulunduğu il

Kıyı Uzunluğu ( km )

Yüzölçümü ( km² )

Gökçeada ( İmroz )

Çanakkale

92

279,2

Marmara

Balıkesir

72,5

117,1

Bozcaada

Çanakkale

34,5

36

Uzun ada

İzmir

31

25,3

Alibey ( Cunda )

Balıkesir

28,5

23,3

Paşa limanı

Balıkesir

40,2

21,3

Avşa

Balıkesir

27,5

20,6

İmralı

Bursa

19,4

9,9

Kara ada

Muğla

19,8

9

Kekova

Antalya

19

5,7

EN BÜYÜK BARAJLARIMIZ

Sırası

Baraj Gölü

Yüzölçümü  ( km² )

Yer Aldığı İl

1

Atatürk

817

Adıyaman-Şanlıurfa

2

Keban

675

Elazığ-Tunceli

3

Karakaya

268

Malatya

4

Hirfanlı

263

Kırşehir

5

Altınkaya

118

Samsun

6

Sarıyar

84

Ankara

7

Seyhan

68

Adana

8

Demirköprü

47

Manisa

9

Almus

32

Tokat

10

Hasan Uğurlu

23

Amasya

EN BÜYÜK YÜZÖLÇÜMLÜ İLLERİMİZ

Sırası

İl

Yüzölçümü  ( km² )

1

Konya

40.813

2

Sivas

28.567

3

Ankara

25.402

4

Erzurum

25.330

5

Van

22.983

6

Antalya

20.790

7

Şanlıurfa

19.336

8

Kayseri

17.109

9

Mersin

15.512

10

Diyarbakır

15.204

EN KÜÇÜK YÜZÖLÇÜMLÜ İLLERİMİZ

Sırası

İl

Yüzölçümü  ( km² )

1

Yalova

850

2

Kilis

1.427

3

Bartın

2.080

4

Düzce

2.592

5

Osmaniye

3.195

6

Iğdır

3.587

7

Kocaeli

3.625

8

Bayburt

3.739

9

Zonguldak

3.909

10

Rize

3.921

       NÜFUSU EN FAZLA OLAN İLLERİMİZ   

Sırası

İl

Nüfus ( 2000 yılı )

1

İstanbul

10.018.735

2

Ankara

4.007.860

3

İzmir

3.370.866

4

Konya

2.192.000

5

Bursa

2.125.000

6

Adana

1.849.478

7

Antalya

1.719.751

8

Mersin

1.651.400

9

Diyarbakır

1.382.708

10

Gaziantep

1.385.249

NÜFUSU EN  AZ  OLAN İLLERİMİZ   

Sırası

İl

Nüfus ( il merkezi - 2000 yılı )

1

Ardahan

39.725

2

Bayburt

41.356

3

Bartın

48.002

4

Tunceli

54.476

5

Kilis

74.985

6

Gümüşhane

77.570

7

Iğdır

81.582

8

Artvin

84.189

9

Yalova

98.661

ÖLÇÜLMÜŞ EN UÇ İKLİM DEĞERLERİ   

Özellik

Değer

Ölçümün Yapıldığı Yer

Ölçümün Yapıldığı Tarih

En yüksek sıcaklık

48,8 °C

Mardin

14.08.1993

En düşük sıcaklık

— 46,4 °C

Çaldıran - Van

09.01.1990

En yüksek yıllık ortalama sıcaklık

21,3 °C

İskenderun - Hatay

1962

En düşük yıllık ortalama sıcaklık

1,8 °C

Sarıkamış - Kars

1972

Yıllık en yüksek toplam yağış

4045,3 mm

Rize

1931

Yıllık en düşük toplam yağış

114,5 mm

Iğdır

1970

Günlük en yüksek yağış

469,9 mm

Kemer - Antalya

11.12.1972

En yüksek kar kalınlığı

525 cm

Bitlis

1954

En yüksek basınç

1045 mb

Ereğli - Zonguldak

01.01.1973

En düşük basınç

745,3 mb

Yumurtalık - Adana

21.01.1978

En yüksek rüzgâr hızı

176 km/saat

Tokat

10.01.1978

    BAZI TARIM ÜRÜNLERİ ÜRETİMİNDEKİ DÜNYA SIRALAMAMIZ

Ürün

Dünya Sıralamasındaki Yeri

Fındık

Birinci

İncir

Birinci

Kayısı

Birinci

Kiraz

Birinci

Mercimek

İkinci

Elma

Üçüncü

Zeytin

Dördüncü

Domates

Üçüncü

Üzüm

Beşinci

Armut

Beşinci

Tütün

Beşinci

Pamuk

Altıncı

Çay

Altıncı

Baklagil

Altıncı

Arpa

Yedinci

Şeftali

Yedinci

Koyun

Onuncu

Buğday

Sekizinci

Turunçgil

Onuncu

COĞRAFİ BÖLGELERİMİZ VE ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ

Özellik

Bölge

En büyük alanlı

Doğu Anadolu

En küçük alanlı

Güneydoğu Anadolu

En yüksek

Doğu Anadolu

En alçak

Marmara

En uzun kıyılara sahip

Ege

En fazla yağış alan

Karadeniz

En az yağış alan

İç Anadolu

Yaz mevsiminde en sıcak

Güneydoğu Anadolu

Kış mevsiminde en ılık

Akdeniz

En soğuk

Doğu Anadolu

Orman bakımından en zengin

Karadeniz

Orman bakımından en fakir

Güneydoğu Anadolu

Güneşlenme süresi en uzun

Güneydoğu Anadolu

Güneşlenme süresi en kısa

Karadeniz

Nüfusu en fazla

Marmara

Nüfusu en az

Doğu Anadolu

Enerji tüketimi en fazla

Marmara

Heyelan en çok görülen

Karadeniz

Volkanizmanın en etkin olduğu

Doğu Anadolu

Seracılığın en yaygın

Akdeniz

İklim çeşitliliği en fazla

Marmara

Yeraltı kaynakları en zengin

Doğu Anadolu

Hidroelektrik potansiyeli en yüksek

Doğu Anadolu

Turizm gelirleri en fazla

Marmara

Tarım ürünleri en erken olgunlaşan

Akdeniz

Tarım ürünleri en geç olgunlaşan

Doğu Anadolu

Yüzey şekilleri en sade

Güneydğu Anadolu

Deniz etkisinin iç kısımlara en fazla ulaştığı

Ege

Nadas toprakları en fazla

İç Anadolu

Nadas toprakları en az

Karadeniz

En çok göç alan

Marmara

En çok göç veren

Karadeniz

İl sayısı en fazla

Karadeniz  ( 18 )

İl sayısı en az

Güneydoğu Anadolu  ( 7 )

İLLERİMİZ VE ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ 

Özellik

İl

Değer

En büyük alanlı

Konya

40.813 km²

En küçük alanlı

Yalova

850 km²

En fazla ilçeye sahip

İstanbul

32

En az ilçeye sahip

Bayburt

2

En yüksekte kurulan

Erzurum

1.853 metre

En kuzeyde yer alan

Sinop

42° kuzey enlemi

En güneyde yer alan

Hatay

36° kuzey enlemi

En batıda yer alan

Çanakkale

26° doğu boylamı

En doğuda yer alan

Iğdır

45° doğu boylamı

En sıcak

Antalya - Adana

18,7 °C

En soğuk

Kars

4,2 °C

En fazla yağış alan

Rize

2.352 mm

En az yağış alan

Iğdır

259 mm

Nüfus yoğunluğu en yüksek

İstanbul

1.928 kişi / km²

Nüfus yoğunluğu en düşük

Tunceli

12 kişi / km²

En uzun kıyılara sahip

Muğla

1180 km

Don olayı en fazla görülen

Kars

179 gün

Don olayı en az görülen

Antalya

1,8 gün

Güneşlenme süresi en kısa

Rize

04,14 ( saat )

Güneşlenme süresi en uzun

Şanlıurfa

08,29 ( saat )

    BAZI ÖZELLİKLERDE ÜLKEMİZİN DÜNYA SIRALAMASINDAKİ YERİ

Özellik

Dünya sıralamasındaki yeri

Nüfus sayısında

17

Nüfus yoğunluğunda

80

Yüzölçümünün büyüklüğünde

36

Kentli nüfus oranında

13

Ekonomik büyümede

16

Kişi başına düşen milli gelirde

21

Bor ve krom üretiminde

1

Altın ve toryum üretiminde

2

Cıva, mermer ve jeotermal enerji üretiminde

7

Fındık, incir ve kiraz üretiminde

1

Çelik üretiminde

9

Çimento üretiminde

2

Kömür üretiminde

15

İlaç üretiminde

18

Koyun, keçi sütü üretiminde

1

Dışsatımda ( ihracatta )

30

Dışalımda (ithalatta )

22

Tekstil ihracatında

3

Çimento ihracatında

2

Mermer ihracatında

8

Orman tahribatında

2

En çok tatil yapılan ülkeler arasında

3

Telefonla çok konuşmada

6

Televizyon izlemede

2

 




0 Yorum - Yorum Yaz

// ŞİİRLERİM //



 

Geçmiş Zaman Şiirleri (V.M)

 



 

Çekmecemde Kalanlar



Hikayesi (V.M)



 

Tara'ya Mektuplar (V.M)

 






1 Yorum - Yorum Yaz

 


         T A R A ' Y A        M E K T U P L A R 

 

  

1-

 acıktım bütün bir ömür güzelliğine

 ve sesine

                 -doyumsuz…

ve bir çocuk gibi sabırsızlanan

             annesini kucaklarcasına,

                                               1975

 


 

2

 

ellerini ellerime

gözlerini gözlerime

         -bu düşmanlık bu savaş-

yüreğini yüreğime barıştırıver.

       bitsin…                                                                                                                                                                       1975


3

 

derken…

alır beni bir hava

bir hava ki !

                  ama nasıl…

 

alırım tara

             alırım   isteğini yüreğimin

                 -   aldığı gibi beni bu hava-

                                               1975

 


saygı

 

aşkı edalaştıran ismini

ve seviyorum parmaklarını

                   -doğurgan-

 

ben acıyı

acı beni bilir

ve ayaklarım

         sevdam önünde

                            ikibüklüm eğilir,            1985

 


 

olasılık

 

ben alamazsam anasını çocuğumun

         oğlum da alamyacak  anasını  çocuğunun

oğlum belimde

         başkasına varacak anası

 

bela arar da kız kaçırırsan

         oturursun tongaya

bulsan da güneşin alnına sıkacak metelik

bir tuğla da sen olursun  damına          

                                      mapusanenin

                            onyıllığına

                                      -çok ömür-

 

 

         olası değil seni sevmek

                   satışa çıkarılmışken sevgi,

                                                        1989

 


isimsiz

 

sen benden bana daha yakın

sen benden bana daha uzak

sen yüreğimin sıfırında bir mızrak

                                      -sın-

 

sen özgürlüğüme giden yol

                               -çocuk avuçlarından-

sen mutluluğu yarınlarımın

                   -tiril tirilliğine-                         1985

 


sevda üstüne

 

ölüm bekleyedursun kapımda

yarını  düşlüyor çocuğum

ve gıdıklıyor beni  bütün iç çekmeleri  genç kızların

eriyor ve tükeniyor yarınlar tara

                                      dudak uçlarında

 

beni sevdalar yıkar  yıkacaksa

 ve şiirlerden arta kalan ne varsa

                                 ille de mavi olmalı  yarınlar  tara

         çizdiğin tuvallerde bir kuş bulunsun

beyaz boyan kalırsa…             

 

1995

 


alagöz

 

 

 

uyanıp ta  gecenin bir yerinde

yoksam yanında

                            al beni usuna

 

tut ki ben varmışım

tut ki yanındaymışım

                   alagöz

                           

ve tut ki

tutmuşum ellerini

                   doğurgan

ve gözlerindeyim

                   hasat zamanı

 

 

menevşem

acılı balım

kaderde ve kısmette varsa ayrılık

ve kar borandaysan

ve pus ve çiğ

ve çığ ve kum fırtınasındaysan

ve yüreğin çeliklerce eritilmişse

boynunda ayrılığın ve özlemin

ve niidek yalnızlığı ve acizliğindeysen

                        alagöz

                                 al beni usuna

 

bil ki alagöz

        menevşem

                   acılı balım

saygıda kusur etmez hiçbir zaman bir cümle azalarım

 

tut ki çok yakınım

tut ki teninde bir tüyüm

             kirpiğinim kaşınım

saçındayım,

tokayım,

 

 dişinim

dilinim çilek tadında

 

ve tut ki;

………,,

         ……………,,

         tutulmaz he mi

                   alagöz…,,

                                                                           2001

 


     Tuzak

 

 

 

bak bu sensin elimdeki tara

                     bu da rengin

                           -afrika gibi kara-

bana ben gibi yakın

         çin gibi uzak

sen ki hiç olmadın

-  bütün bunlar bir tuzak-

                           

                                                                  1975

 


(yılmaz odabaşı’na)

     

“yirmi yıl seni özleyerek yaşamak ta güzeldi”

                                      der şair

 

yirmi yıl…

özlemek…,,

özleyerek yaşamak…,

yaşayarak beklemek…,

                                  güzeldi……

 

aşk olsun be şair

                   aşk olsun…

 

                                                                           2004

                 


amaç

  

kendi ruhlarımızla savaşmaktan sa çok- çok katlı ,mavi gözlü,    ve elleri envai umutlar açan yeni ruhlar yaratmakmıydı amaç, önümüzdeki

                     bilmem kaçıncı yüzyıllık kalkınma proğramımızda…,,

 

  

kendine iyi badenlerimizden arttırıp-arttırıp yeni bedenler   yaratmamızdaki amaç

ilerde başımızı koyabileceğimiz dizlerimiz olsun diyemiydi?

yok sa ;

           dizlerimize koyabileceğimiz başlar olsun da mıydı?

 

ruhları incinmiş rahipler gibiyiz  manastırlarca

ve yatağımızda fır dönerken

gençlik kıpırdanışlarıyla devinen genç kızlar gibi

                                             ıslak hissediyoruz kendimizi…,

 

                                                        2004

 


3

 

soğuk kış gecelerine giydiriyorum  notalarını  türkülerimizin

ve bir mum yakıp oturuyorum üstüne

ve parlayıversin  istiyorum bütün sönmüş  yıldızlarım

             gülüm-sesin

                      erken uyanmış karçiçeklerim,

 

bak söktü bebeler al-fa-be-yi tara

yakaladı saniyeleri akrep,

                       akrebi yelkovan

                                  ve saatidir buluşmamızın

 

 

hüzün karıştı türkülerimize tara

hani o hep söylediğimiz

         marşlar  öncesi

                            ve ağıtlar sonrası

ve beş kaldı  buluşmamıza

ne desem boş

                     bundan sonrası…..

                                                                  1979

 


sevdam

 

kimler çeldiyse aklımı yıllar önce benim

önce şiire sevdalandım

                  sonra sana

ak ellerimden ak sevdalar

         kapkara bir sevdaya dönüşüverdi

bakarken gözlerine gözlerine

bir deniz feneri utanarak sönüverdi

         tüm gemileri alabora

                   tüm generalleri yenildi

ortasında kalakaldılar gemileriyle

                             çocukluğumun karakorsanları                              

  

 

işte o zamanlar

çeldiğinde birileri aklımı

sonra,

-türküleri sarmalamaktanmıdır-

çeşme başındaki o kızlar

                         -beyaz  türkülerdeki-

kaçırdılar uykularımı

                                    -sarhoş-

sonra türküler çığırınca o çeşme başındaki kızlar hep bir ağızdan hapishanelerinde yakın bir memleketin

                     milyonlarcası kırıldı kapıları

         ve döşemelerde eriyip buharlaştı gardiyan

                                                                   - haydi lan !-

                                                                                                                

                                                                 1980

 


                          

cevapsız

 

yola dizildi göç

durdurulamaz kervan

         -kervanıma durak yok-

 

doluyor  doldu bulvar

sığmıyor kabına hırsım

         -hırsıma sınır yok-

 

çalıyor sazım

dil dil türkülerimle

                   -yüreğime susuş yok-

 

ve yazılan mektuplar

ve yazılan mektuplar

                   -mektuplara cevap yok-

                                                        1979


 yüzler

  

benzemiyor yüzün hiçbirimize

küskünlüğünü soluyor dudakların

         beni ise erguvan

katsam yüzüne çizgilerimi

         hiçbir yere varamaz…

 


 

5

 

çılgınca dönüyor başım tara

o kaldırımlarda yürüten yanlızlığı  gecelerce,

 

sonra

         trenler

                   trenler

                            trenler

         gebelikten bıkmayan istasyon,

ve işe gitmeden edemeyen mahalle arkadaşları

                                                            senelerden

                                                       

1979

 


hey lo gelin

 

söyleme öldüğümü

         kimseler duymasın

ben o puştu

o puştu öldürmeden ölürsem

         o zaman gider ağırıma ölüm

 

aldılar yaralarımı da beraber

tanrım!

         ne kadar kırmızı bu kan

         sol yanım neden sıcak

al kollarımı sağ yanına

         tutamıyorum gelin

 

 

ecnebi bu filmde  bu kemancı  kız,,?

Bak !

katanya’nın bizim koçeriden aldığı muskayı nerde buldum

                                        -şimdi bir tandır ekmeği--…

neden beyaz giyinmiş herkesler ?

      Kırmızı başlıklı kızın başlığı gerçekten kırmızı mı ?

      Papuçları uydu mu  pamuk prensesin ?

       güneye mi bakmalıydı karınca yuvası ….?

                                            -“Karmı yağmış şu harput’un…?” -

 

 

annem saçlarına kına

gelinim alnına dövme

         ben hala göldemiyim

         sıcak yanım

                   çöldemiyim

hey lo gelin

         dişlerimi sen çıkar

         sen bağla alt çenemei

 

getir bakalım şu tası şu keçiyi

süt içelim biraz meme meme

içelim de biraz keçi keçi

         belki biraz meşe meşe

                   serinleriz kafkasya

 

 

sonra siz kim oluyorsunuz da benim atımı

                 benim sekili

                                      alatavım

koşarsınız faytona da

                     gezmeler ada ada…..

                         -vermeyin o puşta mavzerimi-

ben o puştu öldürmeden ölürsem

         o zaman koyar  bana ölüm

 

 

 

sakızı dilim altına koy

         dilim altına

göbeğimi kör jiletle…

         mezarımı dağa kaldırın,,

        

 

 “kör olasın demiyorum”

aha diyorum!!

kör olasın

         yiğitlikte

                   mertlikte

tavlada

         okeyde

“en güzelini murat oynardı  tavlayı,emmoğlu”

 

hey lo gelin

              gel  öldür beni

öldür ve kurtul

o zaman ben kalayım yetim

                     sen kara dul

 

ben o puştu öldürmeden ölürsem

            işte    o zaman ölürüm…,

                                                        2004

 


 

meçhul

 

 

aşkım

         sevdam

                   günahım benim

 

sefil yaşantımın tek sefası

vefakarım

         sırdaşım

                   moral hocam

nerdesin  doğumlardır ?

 


 

eskiler

 

 

unuttuk  tara eskinin adını

ve yeni kitaplar edindik

                            dokunulmadık

                            -her bir satırı zehir gülüm-

özledik  gülüşlerini çocukluğumuzun

ve duvarlar büyüyor tara  tarihlerde

                                                            alışılmadık,

 

                                                        1984

 


 

girme düşüme

 

 

 

girme düşüme benim

                            yanarım

bismil ovasındayım

         tütünüm

kızlar koparıp  koparıp  yapraklarımı

         kurutup  kurutup  getirirler se

         sarma beni yaprağa

                                                     yanarım

 

girme düşüme benim

                                               ağlarım

mazıdağında meşeyim

                        mazıyım

toplar beni oğlanlar - kızlar

                       sana getirirler se

                   karma ateşe beni

                                yanarım

  

 

 

girme düşüme benim

                            ağlarım

babası içerde bir dilanım 

annesi görüşe gider ölümlerdir

babamsız dönme yine

                                     ağlarım …          

 

                                                           1995

 


gibi gibi

 

kah ölüsün cam gibi

boşluğa bakar gibi

benliğimi tenimi

ateşte yakar gibi

 

bir ışıksın,sönüksün

günahım saklar gibi

kah soğuksun yakarsın

zemheride karlar gibi

 

 

bakmıyorsun yüzüme

bir sırrı saklar gibi

yüzün kırık, yerlerde

yüzümü yakar gibi

 

yüreğime su serptin

suçumu paklar gibi

bir dost elidir elin

yaramı yoklar gibi

 

bir gider bir gelirsin

bazen duraklar gibi

gönül hırsızımısın

beni araklar gibi.

 

                                                     1989


 

                                              ”yüzün ki korkular verir bana

                                    ne zaman yüzüme  tutsam  yüzünü”

 

korkularınla kal  tara

         korkular soluyor yüzün

                           sesinde hüzün

         ağıtlar ağlıyor ellerinde

 

ne sen afridot ne ben zeus

kıskıvrak bedenine zıt beynin

bende hoyrat

         sende opus

                  

tara  evine git

      biraz  deliyim

                  küfrederim

                                    güneyliyim….               

                                                          2004

 


pembe

 

en umulmadık yerinde düşerdin aklıma

ben saat beş şiirleriyle sevişmekteyken

         sen se,

                   beş uykularında demlenirdin

                            eski aşk zamanlarının

ben klasikçe severdim

         sen modern

benim adım çıktı oysa çapkına

 

ve sonra saat altıkırkbeş trenleriyle başlar

okul zillerinde sürerdi serüvenimiz

ben serçelenirken

         sen pembelenirdin

                            utanırdı pembeler

                                                                2004


 

yüzler

 

ne zaman ki aşk biter

tükenir o an sevgi

paylaştıklarımızsa

         tutunamaz yüzlerimize

zılgıt çalmaz gidenlerin ardı sıra yürek

                                      kapanınca kapı

 

dökülür gözlerin sahte alyanslar gibi

 

                                                 nerde yüzün ?

                                                                    97


o kadar acı

 

ne kadar sevsen o kadar hüzün

                  seni sen edemedin

 

yaprak dökersin  çağla zamanı

büyümez elinde kokun

üşüsün  kuş

         boğulsun akvaryumda balık

ayrılıklar takarsın boynuna

                   -beşibiryerde-    

                            bende,

ne kadar sevsen o kadar acı

         seni sen edemedin,

                                                        1997


  

 

aralık

 

geleceksen mayısta gel

başak verdiği zamandır

         sütünü alır

 

bıkmadın mı kardan

         yağmurdan

ve ellerini

         ve gözlerini

                            …,çıyanlardan

 

gideceksen

                   küsçiçeğim

aralık’ta  git

               metaneli ayıdır ahmet arifin   

         -ondan öğrendim ben başımı dik tutmayı

                            ve aşkı mem-u zinden-

 

  

 

yıldızları avuçlamak ne ki tara

yüreğini taşırım ape musanın aha şuracığımda

almışım dağlardan dersimi

ovalar bekler beni

müziğini yaparım hergün  kirli sakallı ahmedimin

 

gideceksen hiç gelme

         geleceksen şimdi gel

                                      aralıkta ölürüm,

 


 

 

ısmarlama

 

 

 

gelirken sevgilim

         bana biraz çınar

         bir dal söğüt

                       çam da olur hani …

ya da en iyisi sen bana

bir demet nane – kekik

         ya da bir tutam dağ nergizi filan…

 

hayır hayır!!!

sen bana soğan getir sevgilim

         içerde biraz kokusu olsun yeter

                            memleketimin……

                                                        1999

 


 

hatır

 

gözlerin neydi allaha sen?

         eflatun mu ?

                   mor mu?

                            laci mi ?

ama kahve miydi yoksa yoksa!!

kahve dedin de

         hani şu kırk yıl hatırı mı ne ?…,

 

bir daha giderken sevgilim

         gözlerini bırak ta git

kırk yıl uğraşamam  ben

                   kahve mahve filan …,

 

                                                                2001

 


mavi

 

 

 

sen deniz ol 

         deniz mavi

tut kolumu kanadımı

         -ey lili yar lili yar-

uçur beni kırlangıç

 

sen mavi ol

 deniz kalsın

en çok bisiklete yakışır mavi

         -ey lili yar lili yar-

nere kaçtı çocukluğum…

 

 

 

buluşalım da tenhalarda menhalarda

         yanlış rengi sobeledik

karaya çıksam kara

ormana kaçsam yeşil

         -ey liliyar liliyar-

gökyüzü yağmur ağlar,                

                                                                           2003

 


ölüyüm biraz

 

 

 

gündüz çalma kapımı

         ellerim ateşteyim

çelik döker yanmaktayım

         beyaz beyaz pamukta

                   kömür yakarım yani

geleceksen akşam gel

         gündüzleri ölüyüm.

 

 

 

 

tutma ellerimi düşerim

bakma gözlerime

                   üşürüm

         göllerdeyim berrak ve dingin

ne balığım ben

         ne de kurbağa

sol yanımı üşütürüm hep

         bela sol yanım

  güleceksen akşam gül

                   gündüzleri  ölüyüm.

 

 

hayır küsmedim

         kırgınım biraz

göldeyim

         döldeyim

                   öldeyim

bu ne sıcak zemheri

         kar altında düşteyim

 

beni bırak ,

 bırak beni

         esmer düşlerine git

şimdi biraz sarhoş

biraz da ölüyüm

                                  ölüyüm biraz…,  

 

                                              1984

 


 

his

esmer

         çirkin

                   topal

                            kötü bir his

kötü bir his mektup yazmış bana

telefon eder bana dilsiz bir düşünce

         sen bana yazmıyorsun

 

kalemler kırılmış dediler mektupta

ve telefon direkleri sökülmüş

avuçlayıp kaldırmışlar tüm postahaneleri

         pulları almışlar mühür altından

                   sen bana yazmıyorsun

 

gözlerim kol geziyor duvarlarda

         -ben burada sensiz-

gözlerimi priket tuğla

         tuğla priket mi gözlerim

ve tüm mektuplar yakılmış

ve tüm kalemler kırılmış

ve tüm kağıtlar toplanmış

ve seni gözetliyor

esmer

       çirkin

               kötü bir his…..

                                               

ve tüm mektuplar yakılmış

ve tüm kalemler kırılmış

ve tüm kağıtlar toplanmış

ve seni gözetliyor

esmer

       çirkin

               kötü bir his…..       

 


 

         gidiyorum

 

 

 

gidiyorum

sana ardımdan ateşler bırakmak istemiyorum

külümü de alıp gidiyorum

gözlerimi yüzünde

ve ellerimi kapıda bulabilirsin

         sana

                   kırgınlıklarımı bırakıyorum

 

gidiyorum

sana ardımdan sesler bırakmak istemiyorum

şiirlerimi de alıp gidiyorum

anlayamamanın ve anlaşılamamanın yükünü kendime aldım

         sana

                   seni bırakıyorum

 

 

gidiyorum

ve sana veda etmiyorum

ayrılıkların en içten gülenini

ve en uzak hasretleri alıyorum

         sana

                   pişmanlıklarını bırakıyorum

 

yıkama ellerini

         gözlerin dökülür.                            2004

 

 


eflatuni

 

 

 

benim olmayan gemilerim vardı benim olmayan denizlerimde

tuz içindeydi geçmiş zaman yelkenlilerim

yorgundum

yaralıydım

         üstüm başım sen içinde

 

kapındaydım bütün sarhoşluklarımla

kan içindeydi pişmanlıklarım

saçlarında asılmıştım geçmiş zaman fiillerinde

 

ilk eylemlerimdi benim

sonra illede tutunamadım kirpiklerine

delirdi bu yüzden gözbebeklerim

 

de benim nankör sevdam

kızarmıyor mu yüzün

ben acılar içinde

         sen eflatun giyersin…         

                                                        2004

 


banamak

 

 

otursun gül ve barut

                            -şöyle bir bağdaş kurup-

dursun cephesinde kan

 

yüreğimi yüreğine banadım

yeşeriversin diye umut

                   -açılmışken söz sevdadan-                    1985

 

 


Yirmialtı Yaşım...

 

Sen benim yirmi altı yaşımsın

Gülen yüzüm

Ağlayan sol yanımsın

Sana şiirler  bıraktım yıllar öncesinden

Yalnızken  milyonlarcasın

Ve Kalabalıklarda yapayalnızsın

Sen benim yirmi altı yaşımsın

 

Anlayamazsın  seni  sen bile

Ağlayan  bir  şiirsin

bir  şarkı , bir ağıt

Ninnisin  , uyutamayan

Sen benim yirmi altı yaşımsın

 

Boşluktasındır  Ararat’ın tepesinde

Saçlarında serinliği serhatın

                                      Dağınık
Yüreğin kıpır, yüreğin tiril

                                  yüreğin çoooook uzaklarda

Yağmur,ıslak, sıcak, diken yüreğin ,

                              Tarifsizsin

Sen benim yirmi altı yaşımsın

 

Yalnızlığım ,hüznüm  ,kederimsin

Mutluluğum ,sevincim, göz yaşımsın

Beni  ben kadar anlayan

Ben kadar anlaşılamayanımsın

Sararan yapraktaki güz’üm

Narçiçeğindeki  kızıl hüznüm

Sen benim yirmi altı yaşımsın

 

Bir kayasın  birkaç adım ötede hala beni dinleyen

Merdiven başısın  fikrin  uzaklarda

Sessiz ama çığlık çığlığasın

Çalınmayı bekleyen kapım

Penceredeki  ışığım

Arkadaşım ,dostum ,sırdaşım

Yeniden bulduğum çocuk gençliğim

Sen benim yirmi altı yaşımsın

 

Sen Paletimdeki son renk

yüreğimdeki  son  kıpır

son türküm  ,Son şiirimsin

sen benim yirmi altı yaşımsın

 

                                 11.01.2010

 

 


Bir kuş çizsene

  

 

Ölüm bekleyedursun kapımda

Yarını düşlüyor çocuğum

Ve gıdıklıyor beni bütün iç çekmeleri  genç kızların

Eriyor ve tükeniyor yarınlar Tara

                                   -dudak uçlarında-

 

 

Beni sevdalar yıkar yıkacaksa

Ve şiirlerden arta kalan ne varsa

İlle de mavi olmalı yarınlar Tara

Ve çizdiğin tuvallerde mutlaka bir kuş bulunsun

                                 -beyaz boyan kalırsa-

 

 

 


 

 

Şairin dediği

 

                                     “ben yürürüm yane yane

                                      Aşk boyadı beni kane”

 

Yani ne demek istiyor burada şair?

 

Yani demem o ki benim

Gündüz çalma kapımı

                                     Ellerim ateşteyim

                                     Çelik döker yanmaktayım

Beyaz  beyaz pamukta

                         Kömür yakarım yani

                                     Geleceksen akşam gel

                                     Sabahları ölüyüm

 

Tutsan ellerimi üşürüm  Tara

Baksan gözlerime ölürüm

Güleceksen akşam gül

                            Sabahları ölüyüm

 

 

                                   “hep  yürürüm yane yane

                                      Aşk ta boyar  kane kane”

 




0 Yorum - Yorum Yaz
H  İ  K  A  Y  E  S  İ  . . . . 

 

 .  bir

 

 

kaçakçılar ki

         geçiyorlar sınırları sınırsız

                   geçiyorlar

korkak        ve cesur,

ve zorunlu bir uğraş

         ve keyifli bir tedirginlik

 

onlar ki

         olta atmış her biri kan gölüne

         bekleşir yavruları ağ gözeneklerinde

 

bir şalvar bekliyor oğlan

         kızcağı bir kara şal

ve karısı;

         bir koca,

                                                        1985

 


Hikaye iki

 

öptü cesedini hafiften yanındakinin

ve kapattı urbasıyla yüzünü

vurulan o da olabilirdi hani

                         irkildi birden

                   -uzandı makineliye-

 

 

teller geçilmeliydi çarçabuk

sonra

         hazırdı elde bomba

ve bacağı kırmızıca öksürdü

geriye dönüp sürünmeliydi

         -sarıldı makineliye-

 

 

 

bir şarkı okuyordu içinden

                   sessiz

hayır!

         belki de marştı

tütün içmek istiyordu nedense ısrarla

tekrar döndü cesede

                             utandı

                   -baktı makineliye-

 

   

 

tandırmıydı şu duman duman

         ne güzel kokardı şimdi buğusu ekmeğin

         bebeler duvar dibinde sidik, yalınayak

kızarmış , mendilsiz  burunlarıyla

canı viski istedi birden

ve sol cebinden bir kadın düştü

                    -tükürdü makineliye-

 

 

 

kırıldı süngü

             sürüldü çiçek namluya

                       ve sustu kurşun

babalık yaptı  çınar söğüde

sarıldı asker askere ağlayarak

tütün uzattı denizciye piyade

ve ateşini istediler topçunun

halay çekesi geldi şu potinler de olmasaydı

su içip mataralardan

türkü çığırdılar bir ağızdan

                                   alışılmadık

 

evde olası geldi bir an

durdu

         dipçiğini

                   miğferini yere vurdu

                            -gülümsüyordu-

maketini düşünüyordu mutluluğun

                             -çatladı süngü-

 

 

 

örüyorken kız  saçlarını

         bir kuş camı  vurdu

                        -mutluluk soyunuyordu-

eli elindeydi genç kızın

tam alnından vurmuştu öpücüğü

 

geçilmeden daha teller

kucakladı askeri kadın

         ve bir gül açtı kırmızı

                   -kırıldı süngü-

                                      1994

 


Hikaye üç

 

 

 

salımıydıcumamıydıpazarmıydı

martmıydımayısmıydıeylülmüydü

binmiydidokuzyüzmüydüyetmişmiydi

özgürmüydü

                    alimiydi

                            cemalmiydi

 

 

bir kızı seviyordu kendince

                               -onaltımıydı ?-

şiirler doğardı  parmaklarında

biraz senden

        biraz benden

okuyacaklardı bak  beraber 

                         -dinlemediler-

 

 

 

sokak ortasında vurdular

 koltukaltlarındaki   kitaplarıyla  talebeyi kitapsızlar

     ve yağmur hala ağlıyor

              ağlıyor

                         ağlıyor

evde bekleyen annesi gibi talebenin…,,

                                                                     

                                       1975

 


Hikaye dört

 

 

bir yıldız kayar gözlerimden   derinliklere

avaz avaz  sessizlik çınlıyor  kulaklarım

köşe başında bir ateş,

                   -müşteri bekliyor bir oruspu-

ve gençlik uykusunda

         sevdiği erkeği yalıyor genç kız

-bekle

                                               Geleyim-

 

 

 

istasyon beğenmiyor radyoda komşunun yatalak oğlu

müziği hiç sevmez

                            ama kendine gıcık dinliyor

bir yaprak düşüyor daldan

                                     sarı

karşı apartmanda bir oda yanıyor

                   kadın erkeğini arıyor

                            -iste-

                                      vereyim-

 

 

 

 

 şu körpecik kızlar yok mu şu körpecik kızlar

çıldırtmak isterler oğlanları meme uçlarında

 sokarken  akrep gece yarısını onikinin koynunda

sevdiğini düşlemekten ölüyor bir asker nöbette

                   bir mahkumun yok oluyor erkekliği

                                                   -öl

                                                         öleyim- 

 

 

yutuyor  bebek  memesini annesinin

güneş bir eşkıya gibi iniyor kente

                            yerin dibine batıyor gece

insanlar birer karınca oluveriyor birden

 bir kadının suya değiyor kor  ayakları

                            ateşini söndürüyor

                                      -yan-

- yanayım-

 

 

 

bunalıyorum gecenin sinsi karanlığında

ay kapalı giyinmiş bu gece

                   -günah çıkarıyor-

bu evler

bu yollar altında binlerce ruh ağlıyor

                            -gül-

                                      -güleyim-

                                                        84

     


Hikaye beş

 

 

 

birer yorgun şahindik avlarını yitirmiş

unutulmuşluğun kollarındayız  şimdi

ve giyinip kuşandık yalnızlıklarımızı

                       anılarla sevişmekteyiz şimdi

 

 

dostlarımız vardı iki cihanlık

         biri yarimiz

                   biri yavrumuz

ve uğruna ateşlere koştuklarımız

oturup kendi kanımızı içmekteyiz şimdi,

                                                    93

 


Hikaye altı

 

 

sabire;

evin küçüğü

kuyudan su çeker“huu” çeker gibi pir sultanın

ve her gün üç vakit sular

           hasangülleri’ni,

                 naneyi

                             hasan hasan kadifeyi

 

çiti kırmızıdır sabire’nin,

               saçları başak

gülmez zeytin karası gözleri

         küskün, dargın gamzeleri

                                  öpemez hasan

 

 

 

 ortancasıdır  münire

en çok ona takılır

en çok onu  kızdırırdı hasan

                   “minare ” diye

bir tandır yakar ki münire

bir ekmek yapar ki münire

bir elleri var ki münire’nin

         memleket gibi sıcak

         memleket gibi güzel

         memleket gibi tatlı

memleket gibi kurban olam elleri münire’nin

                                      tutamaz hasan

 

 

suri;

evin direği

büyükleri kızların

yemekler,bulaşık,çamaşır

her ne varsa

                   evin tüm işleri

 

suri bir dilber

suri derya  sabır

                yani  ince

              yani temiz

                 yani beyaz

                         yani güzel

suri işte!

                   göremez hasan

 

                  

 

 

emine;

bir doğurgan

bir ana

hasan’ların anası

                   anaların hası

        

 

seni  hasansız  sevmeye utanırdım

                   gözlerime bakınca  yanardım

                   sesine nefesim kesilir

                                                        kaçardım

bu kadar çok mu sever  anneler çocuklarını

                                                        bilmezdim

                                               hayretle bakardım,

 

 

 

                                               84(emine anne’me

 


            Hikaye yedi

 

 

sabah kalkar bismillah

öğlene kadar dövüp durur hayatı

sonra biraz secde, biraz şükür

padişah olur bir asır

                   girerken tuvalete

sonra toplar akşama

         biraz umut

                   biraz hüzün

eve dönerken biraz isyan

 

 yine secde

bolca elham

         sabah ola hayrola

                            1983

 

 


            Hikaye surkent

 

 alipaşa, arapşeyh, saraykapı

         daracık sokaklar o zamanlar

                               -çepeçevre surlar-

kara parke taşlar tabi o zamanlar

sırt sırta evler

                   pencereler bir çay uzatımlık

                   bir “ huuu”

                                      “komşuuu”

  

 

kadınlar o zamanlar

-erkekler erkenden işleriyle savaşmağa   giderken   erkekler-

kadınlar o zamanlar

önce iç avlular, kenef –menef

kapkara, delikli karacadağ taş döşemeler

                   -sil sil beyazlamıyor ki anacığım-

sonra kapı önleri, dış merdiven

bir güzel yıkanır, bir güzel temizlenirdi

                   her sabah erkenden

 

 

 

sonra kadınlar

                   -o zamanlar kadınlar-

kıç kadar kıç minderleriyle

ellerinde eh işte örgü- mörgü

                            oya -  moya

biraz dedi

         biraz kodu

ama bi güzel kardeşlik be anacığım

                            -kapı önlerinde-

 

 

 

sonra görmez öyle sokak- mokak kızlar

                                    o zamanlar

                aman abisi filan

                                    -maazallah-

 

ama bi güzel kokardı be diyarbekir

                            -surkentim-

                            -acılar kalesi-

 

 

 

esnaflar o zamanlar

esnaflık alır, esnaflık satardı

                   -çok ta ucuza-

ulu cami önü bir açık kahve

misafir muhabbet içer

               kalkarken çay ödemezdi

surlar diyarbekir’i kucaklar

                                            gülerdi

 

çay ögünde karpuzlar belek- belek

tablalarda kavunlar göbek- göbek

                         sarı- sarı gülerdi

kömürcüler çarşısından kömür gider

         mangallarda ciğer olup geri dönerdi

yoğurtçular çarşısı bembeyaz

         peynir- peynir  köy  kokardı

 

 

 

dörtayaklı minareden ötede

demirciler  sabah akşam konser verir

  yedi kardeş  , urfakapı , dörtayaklı minare

ulucami    ,hevsel dinlerdi

 

 

ve yenik düşer  zamana diyarbekir

                         -surkentim

                                   acılar kalesi

 

                                               2004

 


Hikaye geçerzaman

 

 

efendim, şimdi sene ikibinler

büyüdük yani

sakal- makal- kel- mel

kafeler, internet, düşük bel

ikiz ikiz bloklar,siteler ,avm’ler  yani

                   süper yani

                            mega yani

 

dershaneler, özel hoca, yarış atı

popstar, kurtlar yani,

                      yani medya

sonra alabildiğine magazin

                               -komedya-

 

 

 

 

-“ya!!! tam chet’ in ortasında  bağlantı …,

                   hayır yani ayıboldu çocuğa…”

-“efendim ! şimdiki eğitim kalitesi…,”

-“yeni projeler ürettik efendim…,”

-“…,sebep beyblet’ miş  canııım …

         “valla öyle diyor öğretmen hanım…,”

 

-“vah vaah! yedinci kattan öylece yere…,?

-“,,olmaz efendim, gençliği anlayamıyoruz…”

                  

            “ne de şu gençlik bizleri””

 


Esmer bir hikaye

 

 

bizim esmer köyde bir esmer kadın

yine bir esmer çocuk doğurmakla  meşguldü

                                     bir esmer akşamüstü

adam sa

         esmer bıyıklarını yemekle uğraşmaktayken

                   çıkageldi bir esmer oğlan

 

 

 

onca esmer kızlarımız oldu zamanla

işti

         güçtü

çeyiz, ev işleri filan derken

esmer- esmer oğlanlara varıp                

 bi güzelce  esmerleştiler

             bizim esmer kızcağızlar

 

 

 

 

ama asıl esmer oğlan

         yani bizim oğlan

sonunda amasya’da çakı gibi  mehmetçik

         “babacığım halimi sorarsan…

         -çok çok selam  ederim…

         -pamık gibi ellerinden…

         -annem nasıl babacığım…”

 

 

 

 

sonra teskerelendik  hamdolsun

         dağda şehit  düşmeden

         mezar- mezar dikmeden

         ağıt-mağıt yakmadan…

 

 

 

ee !artık esmer bir gelin gerek

sonra esmer esmer doğumlar

         esmer esmer bebeler

         bıyık bıyık yemeler

         yine asker olmalar

         eller silah tutmalar

         mezar mezar dikmeler

         artık şehit vermemeler…

 

 

 

Anneler hala esmer oğlanlar doğurmakla meşgul

 bizim  esmer köylerde     

doğurur ve ağlarlar

ağlarlar, doğururlar  esmer   akşamüstleri

ve bizim köyler

hala esmer güneşlerle  “aydınlanacaktır”…,

                                             tır…                                                                           

                                                     tır…

 

                                                              1999

 


 

Adamın hikayesi

 

 

 gökyüzü mavi

mavinin içi yıldız

yıldızın altında dam

damın içinde adam

         adamın içinde hasret

                        içinde dert

                                   içinde gam

 

denizin   suları mavi

mavinin içinde gemi

         gemi uzağa gider

                orda bir kadın bekler

 

 

adamın solu sıcak

         elinde bıyık

uçsuz bucaksız bir tarla

                 sola dönse adam

                    -bir fırtına kopacak-

sonra tohum

         sonra can

                   ne güneşler doğacak

 


Ellerin hikayesi

(2010 Gap Kültür Birliği, Cahit Sıtkı TARANCI şiir  yarışması 3.sü.)

 

ellerimi çeksem ellerimden

         beş parmak

                   on parmak

                            bin parmak

                                      milyon parmak

                   kıyameti olur ellerimin

 

 

adem’den beri bu eller

tufandan beri bu eller

         isa’dan beri

         musa’dan beri

         muhammet’ten beri bu eller

                   çoğaldı parmak parmak

                   büyüdü mezhep mezhep

                   öldürdü kardeş kardeş

 

 

işte

      tarlada

                    aşta

yarin çatlak dudağında

                     saçında yavrumun

         yorgun düştü savaşta

 

 

 

ateşi bulmasına buldu da tez elden ellerim

         -kimseciklere rezil –ü rüsva olmadan

         ve geceleri üşümeden

         ve düşmanlara yem olmadan yaşarken

ateşi bulmasına buldu da tez elden ellerim

    sonra insan etinde söndürmeyi keşfetti

                   “vatan millet sakarya”

 

ve sonra dedi ki ellerim

              “atomu parçalayacağız”

              “ve bir güzel çoğalacağız”

              “ve ne güzel savaşacağız”

                   “ve içine edeceğiz dünyanın”

 

       

ellerimden biri tapınaklarda

         …“mizm”

                   …mizm”

                            …“mizm”

                                          -ibadet – kurban-

Duaya açık diğeri ellerimin

         görünmez yukarılarda

 

 

 

biri musa kavmiyle birlikte kızıldenizde firavunun cesedini saklamağa ,

ve sonra da bulmağa çalışırken ellerimden biri

diğeri hala babilin asma bahçelerinde sabah akşam duvar örer

         akşam sabah duvar yıkar diğeri   ellerimin,

                                  “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”

 

 

 

ibrahim peygambere mancınık hazırlamakla meşgulken ellerimden biri,

diğeri , oduna ateş, ateşe odun

                           -tüm dağlar kelli felli –

 

bir yandan su taşır söndürmeğe

ve bir yandan da üfürür de üfürür

                            üfürür de üfürür

 

 

büyüdükçe ve çoğaldıkça ellerim

kirlendikçe ve  büyüdükçe ellerim

         bir kıtadan bir kıtaya köle taşımakta

                   satmakta

                            vurmakta

ve ırzına geçmekte diğeri bütün    çirkinliğiyle

biri hala ortadoğu’da petrol zifiriliğinde

                   vıvık vıcık

                            ve alev – alev

                                      ve ölüm- ölüm

                                               ve kardeş- kardeş

                   “ ve ey ehl-i müslümaaaaan!!!!”

 

 

 

mezopotamya’da

yani dicle ve fırat kardeşlerinin

uzak ama yakın yerlerden gelip yorgun argın

         ve nazlı nazlı

         ve sevgi sevgi

         ve kardeş kardeş

         ve gürül gürül

                   ve bereketlice çağlayarak

                   ve başak devşirerek

                   medeniyetler kurarak ve yıkarak

                            ve çağları bi güzel atlayarak

                            ve kucaklaşarak

                            ve hasret gidererek

                            ve sarılarak

         ve koklaşarak

        

 

 

 

 

buluştukları yere kadarki bölgede,

yani işte o mezopotamya’da

            halepçe’de yandı ellerimin birisi

bebenin ağzındaki memenin sütüydü biri

         hala yanmakta

                            yanmakta

                               ve utanmamakta…

 

biri nagazaki’de kaldı

         biri hiroşima’da

                   -ölü çocuklarla-

 

 

 

 

 

arabistan’da,

susuz bir çölde,kör bir kuyu başında terlemekte ve terini içmekteyken biri ellerimin

biri erzurum’da  bir köyde

damda karkuşlarıyla

         ve titrek

                   ve oynak

                            ve hopa tipilerle kar küremekte

ve yanmakta soğuk soğuk

 

 

biri kudüs’te ağlama duvarını sularken  sabah akşam timsah gözyaşlarıyla

diğeri utanç duvarları dikmekte utanmadan

         ve ezmekte kafasını davut’un

                   ve oymakta gözünü muhammed’in

 

 

 

kerpiç

         beton

                   demir

neşter

         doğum

                   tabut ellerim

 

tutsam ellerimi ellerimden

ve çeksem ellerimden ellerimi

         kopar kıyamet

ve doğar yeniden devr-i  alem

 

 


Onların hikayesi

 

 

ben bu karga karga gülmeleri bilirim

         ben bu karga karga gülmeleri

bu yılan yılan tıslamaları

bu köpek köpek nutukları

timsah timsah ağlamaları

 

 

bedrettin’den bilirim

         pir sultan’dan

         ape musa’dan

         madımak’tan

 

sonra nazım

         -ki bir çınar-

 deniz

         -insan güzeli-

sonra yılmaz

         -çirkin kral-

uy  ahmet'im

         -hırçın güvercin-

 

 

siz bilirmisiniz?

         “bir ağaç gibi tek ve hür

         ve bir orman gibi kardeşcesine”

siz hiç memleket ısmarladınızmı?

         “bana kendini de getir memleketimden

         kendinle birlikte getir memleketimi de”

 

 

 

siz hiç düşüp te

         itin,çakalın,hainin,puştun pususuna

düşüp te

         yine de milyonlarca kez doğdunuz mu omuzlarda

 

onlar ki herkes kadar çoktular

ve herkes kadar memlekettiler…,

                                              

 

2002

 


Askerliğim hikayesi

 

                  

                      “gemilerde talim var

                   bahriyeli yarim var”

 

ben gemiye hiç binmedim ki yaşım kırkı geçtiğinde bile

denizi olan bir kentte yaptım oysa askerliğimi

 

bit filan avlamadım saçlarımda

birkaç kez haftasonu izinlerine bile çıktığım 

                                    oldu benim

 

 

 

                            -piyadeydim-

 

                                               2001

 


Kendim hikayesi

 

 

 

kardeşim öldüğünde benim

         yani iki büyük benden

                   -ki ben yokmuşum daha yani-

annem ısrarla ve babam şehvetle beni istemişler

                   -kadir mevlam- kadir mevlam-

derken;

gel zaman, geç dokuz ay on gün

çıkagelmişim daldaşak cıbıl- cıbıl

sonra o ölen kardeşim varmış ya hani

çok çok severlermiş ya hani annem babam

adı kalsın diye bu şahane-i cumat illerinde

bana münasip görmüşler adını

 

 

işte sene altmış ikiler filan yani o zamanlar

babam imammış yani o zamanlar köy –möy

köy dediğin dağ taş

         cıbıl toprak işte

tarla marla hiç yok yani

birkaç susuz bahçe birkaç karış verimsiz bağ

         sekiz- on  meyvesiz ağaç

sonradan yakılan bir o kadar meşelik filan 

                                            yani

allah- demırkırat-cami filan işte o zamanlar

                            hepsi o kadar

 

 

sonra

hatırladığım birinci sınıf ergani’de

gelmiş aşık veysel- veysel

              okumş türkü- türkü

                  söylenmiş iki saat

ben aynen altıma

                -çok sıkıştım abi- 

 

sonra, bizim köyde

yani bizim değil de başkasının köyde

başkasının ama biz de orda öylece

         orda yani biz de babam

                   -babam imam-

 

 

 

trenler çocukluğumun

         ilk sevgilimdi benim

her gün

ama her gün sevgilimi karşılar el sallardım

                                      pencerelere

ben el sallardım o ağlayarak geçer

                   gider hıçkırıklarında boğulurdu

bir de uçakları vardı gökyüzünde çocukluğumun  hep yollar çizen

                   -  uçaklara küstüm sonra-

 

 

 

 

ortaokula başlarken köyden inip te kente

ben artık arabalara sevdalandım

         her gün buluşup sevişirdik

 

sosyal bilgiler öğretmenimin tokadından öğrendim

         deprem ve deprem şiddetini

ve türkçe öğretmenimden de

         köprüaltı çocukluklarımızı

tüylenmesine sarı bıyıklarımın

ve bana “abi” demeleri çocukların

         en hoşuma gidenlerdi

bir de

sınıftaki esmer kıza yazıp ta

hiçbir zaman veremediğim aşk mektuplarım vardı benim,

 

 

lisede kayda değer çok şey var….

        

ama geçelim onları

                         

                -onlar çok sıcak-

 

 

yüksekokul beklediğim kadar yüksek olmasa da

kapısındaki ineklerden önce mezun olup

öğretmen çıkmışım

 

öğretmenliğimin ilk günü yani çocuklar

mavi – mavi

         kahve – kahve

                   ela gözler yani çocuklar

esmer esmer

         çobanyanığı çocuklar

karatahta

         plan kitap

                   kalem defter yani çocuklar

ben titrerim heyecan

çocuk bakar merak merak

 

 

sonra derken günün birinde bir gün

dünyadaki eve girdim ben de evsiz

                   ve törensiz

 

ve temmuzlardan bir temmuz

günlerden bir gün büyük kızım doğdu

                   -canımın içi-

                   -peace kızım-

         farkına varamamışım büyüdüğümün-

 

o büyürken

biz küçüldük anne baba

 

 

oğlum çıkageldi derken ekim- ekim

         -sarı kıvırcık

ozan’ım

         ikinci baharım

                   -çok bahtiyarım-

 

ve küçük kızım sa                 -şoşe rewşwn-

yaşlandığımı vurdu yüzüme utanmadan

                            -babasının kıdısı-

 

 

ve ben şimdilik beyazlaşmayla uğraşıyorum…,

 

 


Masumiyetin hikayesi

 

 

 

 

venedikte bir afişteyim rüyamda

üzerimde cesetlerden bir zırh

ve tüm savaşların kanı var ellerimde

 

cenevizli bir anneyim  oysa ben

ve tüm doğurgalıklarımı geri alma niyetindeyim

en ücra ve en son kum tanesine varıncaya kadar

yudum ve eledim günahlarımı

en dilberlerini asurların

         alıp sana kurban sundum

                            daha neyleyim

 

 

 

sevgilerin bittiği yerde başlar bazı alışkanlıklar

ve nefretin doğduğu eylemlerde

 

bu topraklar ki acılar bohçası

         taşırım yüreğime

dikerim

         yama tutmaz

gayrı bunun yok çaresi

,        dökerim orta yere yaralarımı

 

 

 

bir peri masalı renkli camlar

afiş afiş oruspu pazarı

rotatiflerde kanım mürekep

         ve uyumada ve namazda

         ve kazmada ve ölümde

                   neden hep ben öndeyim

yüzüm dönük  puştluklara

         ama sırtımdan vurulurum

öyle kuytuyum ki ben

         değdikçe  yok ederim  değdiğim yeri

tekmili taziyem geçer

         sonra cenazem

 

 

aha dalda yaprak

         yaprakta tırtıl

kendi yaprağımı kendi mideme

         ağıtımı ben yakarım

sazımı kendim kırar

ipimi de ben boynuma

         yılanımı ben koynuma

bir ürkek serçe

bir hain keklik

         bir papağanım ben

 

 

 

 

işte böyle be anka kuşum

“nesini sevem  yalan dünyanın”

 

ağzımda çiğnediğim cesetlerin kokusu

         yaktığım dağlar

                   kestiğim meme uçları kadar

                                      masumum !!!!

sol yanını sıcak tut

         ki göğüslerin döş kaslındır…

                                                         1999

 


 

Cesedin hikayesi

 

 

 

her çocuk gibi ben de masumdum çocukkene

sonra

         hep ağlardım oyuncaklara

ben ağlardım oyuncaklara

         annem döverdi ellerimi ellerimi

                            -oyuncaklar gülerdi-

 

 

en güzel ben indirirdim camları bi güzel

sonra

         batardım cam kırıklarına

ben batardım cam kırıklara

         adam kızardı ellerime ellerime

                            -camlar gülerdi-

 

 

en güzel ben severdim en güzel kızını mahallenin                            çaktırmadan

sonra

         ben çaktırmadan onu severdim

         o kızardı yüreğime yüreğime

                   -yüreğim yanardı-

 

 

bir gün bıçak kestim biryerlerimi

heryanım ebemkuşağı

yitirdim camkırığı bilyelerimi

sonra

         fena öldürdü beni birileri

beni fena öldürüp te piç birileri

kızardı cesedime cesedime

                   -cesedim gülerdi-

 

sonra

         adam kendini asardı…,

                                               2003

 


 

Hevselin hikayesi

 

 

 

diclenin bir yanı suzan

diclenin bir yanı hevsel

 

gece vakti uykuları bölerek

yılan yılan geldiler suzan

kara köprü,kırklar dağı,

         kanayan yaram dicle

 

 

 

 

ezdiler hevseli bahçe bahçe

ağaç ağaç

         dal  dal

                   yaprak yaprak

                       sormadan yedikardeşe

                   -ağladı hevsel-

 

 

 

 

işte böyle onbir gün onbir gece

hevseli potin potin haramiler

hevseli silah silah haramiler

         koklamak için değil suzan

yolmak için yapraklarını gülüm

         didik didik ettiler

alıp götürdüler

                   -ağladı suzan-

 

“köprü altı kapkara

suzan gel beni ara”

 

         diclenin heryanı  suzan

         diclenin her yanı hevsel”

                                               2004

 


 

Deli’nin hikayesi

 

 

ben de düştüm feleğin bir gün garip fendine

polis jiple getirdi tımarhane bendine

burası başka alem  ey kafa, gel kendine

şimdi benim de adım tımarhane delisi

 

 

 

çilesiz insan olmaz ,sen de doldur çileni

sinirlenme üzülme,sakın bozma freni

sonra toptan olursun tımarhane delisi

 

 

 

belki sevda yüzünden sevdalardan kaçındın

belki polis jandarma dayağından şaşırdın

elbette bir sebep var, tımarhane delisi

 

 

 

şu halde dinle ey tıp,gerçi umut sendedir

fakat unutka ki püf noktası bendedir

bu insanlık davası anahtarı kimdedir

neden milyonlar olsun tımarhane delisi

 

 

 

tedavi yalnız şok mu, yemek mi, hayır!

neden delilik artsın, gel de şu farkı ayır

kutra beni buradan, ı’m not akıl delisi

sakın siz de olmayın tımarhane delisi

 

 


Rivayetin hikayesi

 

rahat bırakmıyor beni serçe kuşları

bir yüreğime

         bir acıma

                   bir sancıma

bir konar

         bir uçar

                   -çayda tat yok-

 

bir doktormuş güvercin bir rivayete göre

                   kartal sa kasap

görmeden daha yavrusun akbaba

         gebe gömülmüş leşlere

                   -kargayı seven olmamış-

 

 

 

 

çocukluğumdaki tatlı yalanlar

bir dikendir şimdi dilimde

ve sevdiğim küçük kızsa

bir otobüs bekliyordur şimdi

         bir durakta

                   uzak bir şehirde

 

ilk notaları kim döktüyse kağıda

müziği bilmezdi besbelli

         yoksa doğarmıydı acı

                            notalarda

 

                                               1984

 


Gecenin hikayesi

 

 

geceydi ve karanlıktı

   kadın şiir pişiriyordu günün kırıntılarıyla

           -umut tadında hiç değil-

adam sa  hastaydı ve ateşlerdeydi

ve ılık bir şiir dökünüyordu

                        ıslak ve çıplak

                                   -ve sıcak-

 

Dişlerimi kanattı   satırları şiirlerin

 

geceydi ve karanlıktı

adam şiir devşiriyordu nasır yorgunluğuyla

               -kehribar sarısı hiç değil -

Kadın sa  hastaydı ve doğumlardaydı

ve ılık bir  avaz dökündü kadın

                       ıslak ve çıplak

                                     -ve sıcak-

 

   düşlerimi ıslatıyor  sancısı doğumların

 

 

 

geceydi ve karanlıktı

çocuk yas tutuyordu kırılan oyuncağı peşi      sıra

           -belgesel tadında hiç değil-

güzel bir bahçe dökündü çocuk

                yeşil ve yaprak

                                 ve oynak

 

gözlerimin mavişinde umudum

                       yaşam

                                  ve şiir          

                                                                                        2004

 


Gülmenin hikayesi

 

 

seni gülerken görmek

              bir ceviz ağacına…

               narı kırarcasına…

               çağlayanlarda çağlamak …

 

seni ağlarken görmek

                ayrılık gibi

 

 

 

seni gülerken görmek

              yıldız kaydı dilek tut…

              bebek babamı dedi….?

     ablam saçımı tarar…

 

seni ağlarken görmek

             ayrılık gibi…

 

 

 

 

seni gülerken görmek

            babam bana oyuncak…

            öğretmenimden aferin…

             bak postacı geliyor…

 

seni ağlarken görmek

             ayrılık gibi…

 

 

 

seni gülerken görmek

             cumartesi kahvaltı…

             dostlarla bu gün okey…

             uç-uç böceğine bak…

 

seni ağlarken görmek

              ayrılık gibi…

                                             2004


Üçünün hikayesi

 

 

yoğurup ta yorgun sesiyle annem sabahları

ve kuru ekmekten kale yapıp savaşırdı

en güzellerini büyütüp bebelerin

sönmüş umutlarımızı yarınlara taşırdı

 

 

 

sonra  derken, babamdı omuzlayan dağları

asırları  aşıp ta tütün neyin taşırdı

en güzellerini büyütüp delikanlıların

düşmanın yüreğine kor korkular taşırdı

 

 

 

ben yoktum bilmem ama, bir de ablam yaşardı

gül eliyle yaralara, pırpızıkler taşırdı

en tatlısını yaşayıp, en acı acıların

sabah akşam dinlemez, kahramanlık taşırdı

                                                        2003

 


            Kırmızının hikayesi

 

 

pazar yerinde;

        elindeki tahta kasada,arta kalan son kırmızı renkli yumurtayı    satmaya çalışan,    satmak için bağırmaktan yorulmuş, bıkmış,sesi kısılmış    küçük oğlan çocuğu,bir yandan   karşıdaki ciğerciden etrafa yayılan ciğer kebabının kokusunu kısa aralıklarla solumaya   çalışırken;bir yandan da;gözleriyle yeme uğraşısı içerisindeydi,

 

 

 

pazar yerinde ;

uç-a-masın diye elindeki kırmızı balonun  ipini bir  bileğine bağlamış, diğer yandan;kaybolmamak için se, diğer eliyle  annesinin elindeki filenin kıyısına  tutunmakla  meşgul küçük kız çocuğu, kırmızı renkli balondan sonra  kırmızı renkli yumurtaya da sahip olabilme hesapları içerisindeydi,

 

 

pazar yerindeki kırmızı renkli yumurtayla;

yine pazar yerindeki kırmızı renkli  balonun bir an göz göze      gelirlerken,bir birlerini ne kadar da istediklerini  haykır(ama)dılar

 

 

sonra;

kırmızılar  bir araya gel(eme)diler,

ve pazar yeri

kıpkırmızı bir kırmızıya boyan(ama)dı

            pazar yeri gül(m)üyordu,

                             kırmızılar da…,                            

 

 

1976

 


Çocukluğumun hikayesi

 

Ben çocukken

En çok trenleri severdim

Bir de bir zaman gökyüzünde yüzen uçakları

Ve çizdikleri beyaz yolları

 

 

 

ve en çok pilotlarına  kızardım gökyüzünde yüzen  uçakların

o yolları neden bizim köye değil de

                                      Allah’a yaparlar diye

 

 

 

 

“uçak! Çocukluğuma selam söyle”

“uçak! Çocukluğuma selam söyle” (1)                                                                                          

 

 

 

(1)İclal AYDIN

 




0 Yorum - Yorum Yaz




                   

                              G E Ç M İ Ş     Z A M A N      Ş İ İ R L E R İ


 .........

                                                                   ( bütün ibrahim’lere...) 

 

 


                    çoştukça coşuyor  nalları umudumun

                                     şarabındaki ekmeğin kırmızılığında

 

 


1-

……………………………………………..

                ……………………………………..

………………………………………..

……………………………………………

……………………………………

                               ………………………………

 

                                               yassah hemşerim!............

                                  ………………..

özlem

 

kalem çaldı parmaklarımı benim

ve her akşam

                kağıt doğurur gözlerim

başlamadan daha diğerine

                elimdeki son satırı 

                    ölesiye özlerim,

                                                                            

                                                                                                              1988

 

                        mehmedin günlüğü

 

tilkinin dolaşıp döndüğü yer

                kürkçü dükkanı

                               -işçinin ekmek-

 

eve biraz yorgunluk

şurdan üç kilo sinir

                iki metre de surat

 

ekmekte bekleyen var

                   bir kadın

                                 iki çocuk,                                         

                

                                                    1988

 

 

 

gülüm hanifi

 

çıkıp geldi diye içerden

döndü diye sevindiler ah!

ve eş-dost

                hısım- akraba

“hoş geldin”e geldiler

 

kalamadı on gün-iki hafta bizim Hanifi

doyamadı Güneş’e

                demli çaya

                               temiz gömleğe

         bırakıp gitti

                                         gülüm hanifi,

                                                1983

 

darılmamaca

 

seni ben güzel annem

içerdeki günler kadar yazdım yüreğime

                               unuturmuyum  seni ben

ama,,

temiz gömleğimi  ben

                sıcak demli  çayı

buğusunu  ekmeğin

                  daha çok özledim

                               -desem-

 

                     darılma emi!                               

                                        1989

 

 

    merhaba

 

düşünmek ve düşlemek se merak

                               -güzel günlere dair-

düşünü dinç tut

ve sarıl ölmemesiye

                - merhaba merak!          -                             

                                                                                                              1975

 

 

yarınlara

 

 

el salladı bana yarınlarım oturup düşlerime

                                   hınzırca                            

soyunup ta şiirlere

halay çekti saçlarında çocukların

papatyaya boğdu tüm baharları

horon tepti gelinlik kızlarla acemi sevdalarım

kına yaktı sayısız ellerine bütün zamanlar

 

                               zil takıp oynasın özlemlerim,,,,

 

                                                                                              1995

 

  

Unutulmamaya 

                                                                                          (kadriye yılmaz’a)

kardeşim benim

düşlerimde açan umut çiçeğim

yitip giden zaman içinde

eskiyen yaprakları gibi takvimin

                               solmayayım gönlünde

                                               -unutma beni-
                                                                                                               

                                                                            1986

 

 

iskender

 

önce ben gördüm iskenderi 

             iskenderiye  kapılarında

sonra siz gördünüz iskenderi ,

iskender kebap  salonunda

                                salça revan içinde.

 

 

önce ben

kılıç kalem ,kağıt kalkan  saldıray

sonra siz salla kaşık batır çatal

     yapamadı savunmasını iskender

onu tek bir sözle aldım esir

                                                      -elif üstün esire-

 

götürttüm o yere ki

                adı “iskenderi un ettiler” ba’bında          iskenderun’a

-şimdi demir çelik oluyor posası-

 

 

 

önce ben sevdim kleopatra’yı

                    -o güzellik budalasını-

 Siz bildiniz

o zamanlar

daha homerosun babasının bel suyu

büyük babasının da babasının belindeydi

roma

                daha paşa dedemin cebinde

plüton   onyedisindeydi

ve  dizginlerim kleopatranın elindeydi,

                                  - siz daha nerdesiniz-

 

 

önce ben öldürdüm führerciğimi

                                             -hayl hitler-

                                           sonra parmağı

  

 

 

o zamanlar daha almanya alamaniyyya değil

                                               görmeny

                                                                              -di-

ve daha hitlercik

                kocaman kocaman

                               bir çocuktu pasaklı

                                               ve tek yumurtalıklı

                                                                        bir erkekti(!)

hem daha tanımamıştı  da  Eva’yı

terkememişti daha bıyıkları

ben oturtup karşıma hitleri

                parmağı çekti tetiği

                               -siyanür beyler neredeydi-

 

                                                                              1979

 

 

Bize kalan

 

“insanlar büyüdükçe  kısalır günler ” der şair

Bize kalansa

Tüketebilmek Kısalan günleri

Ve büyüdükçe

çocuklaşabilmek    Olabildiğince

 

2004

 

 

 Filistinli çocuk

 

 

Kirli, beyaz mendilli Filistinli  beyaz çocuk

Kuşaklardır  mendilinde taşıdığı taşı

Yine ve yeniden alıp ta verir İsrailli askere

Ve İsrailli asker se

Verir kurşunu

-değiş - tokuş -

 

Taş

Kurşun

Ve daha da kirlenirken kirli beyaz mendil

Daha da kurşunlanmaktadır kurşun

-kirli-kırmızı-

2003

 

Kara tiren

 

                                                                    “ey tiren kara tiren

                                                                     O dur yâri götüren”

 

Vagon vago askeri

Kara kara kömürü

Çelik çelik Koreye

 

Sürü sürü fındığa

Mavi mavi beyleri

Siren siren Mehmetçik

 

Şeker şeker pancarı

Kıyım  kıyım patates

Kalas kalas ormanlar

 

“ey tiren kara tiren”

Tünellerce memleket

Sabah akşam fabrika

  

Saçlarını başlarını kapkara tarayarak ta

Taaa arşa kadar ,umarsızca

Durrmadan dinlenmeden

Ve bir o kadar da yorulmadan

Ve tarlada çalışan tütüncüye

Pamukçuya

                Buğdaycıya

                               Pancarcıya

Ve evliye evsize nisbet ederekten

Ve onlar da sana gıpta ederekten

                               “ ey tiren kara tiren”

Hain hain

Kasıt kasıt

Duman duman dolanıp durma

                               Dolanıp durma

Kaç kurtul bu siyahtan

 

“ey tiren kara tiren”

Yârim dizim üstünde

Dizim bir baş uyutur….

1985

 

 

Bahar gelmiş.

 

“dağlarına bahar  gelmiş  memleketimin”

Yer demir gök bakır

Yerde tank gökte uçak boğazda bıçak

                                          gibi gemiler

Görüşmecin yeşil soğan bulamamış

Kapıda adını soran da kalmamış

Ve  koparacak yıldız yok artık saçlarında

                                             -Saçların da-..

Sigaran karanfil kokmayacak  be artık     memedim.

                                              Neylersin  amaç  kirli

                                                                                                              24/07/2006

 

  

Ateş böcekleri

 

 

Çetin beyin şu küçük kızı var ya

 hani şu geçen yaz balkondan düşüp te bacağını kıran

Geçen gün de  kalbini kırmış birinin

                                           -  morcivert-

 

 

Çetin beyin şu küçük kızı var ya

 hani şu geçen gün kalbini kıran bir gencin

                                                   -morcivert-

Çalmışlar durup dururken kalbini akşamüstü- akşamüstü

 

 

 

Sakın  kim olduğunu söylemeyin ateş böcekleri.

Biraz daha dursun bende o yaramaz.

                                                                                                              24/07/2006

 

 

 

geşmiş

 

kaçtı da yine uykum anne

sende biraz kaldı mı huzur

bak bakalım dolabın diplerinde  biryerlerde

bulursun eminim bir şeyler

                    geçmişlerden birazcık.

 

                                                                                                24/07/2006

 

 ........



2 Yorum - Yorum Yaz

            
Her sabah yeniden açar
Benim   Ayşem,  Fatmam  
Hasan ,Hüseyin çiçeklerim
Oynaşır kağıt kalem ,gülümserim.  
Halay çeker   
Yazı tahtam,sıralar, duvar ,panolar
                      Mutluluktan   ölümserim.
                                                   (Vasih moyan)


       
  
 


Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret37559
Hava Durumu
Anlık
Yarın
20° 28° 17°
Bağlama Kursu verilir..
0505 221 89 60

 Özel Direksiyon Dersi Verilir...
0 505 221 89 60